• Per. Eki 21st, 2021

Ödemiş’in İlk ve Tek Kültürel Çıkış Noktası!

İnsanlar neden artık daha KÖTÜLER!

Byadmin

Ağu 27, 2021

Hepimiz kusurluyuz, dolayısıyla hatalar yapıyor ve sonradan pişman olduğumuz davranışlarda bulunuyoruz. Kusurlu olsak da, asla çiğnenmemesi gereken ahlaksal sınırların olduğunun ve insanın isterse kötü davranışlardan kaçınabileceğini herhalde kabul ederiz. Ayrıca çoğu insan kasıtsız bir yalan ile düpedüz iftiranın ya da birine kazara zarar vermek ile kasten adam öldürmenin ayrı şeyler olduğu fikrine katılacaktır. Ne var ki, korkunç suçlar genelde toplumdaki sıradan görünen insanlar tarafından işleniyor.

Son yıllarda dünyanın sorunu haline gelen bu tür insanlar, sadece psikopatlar ve katiller değil; okuldaki zorbalardan internet trollerine, hatta politikacı ve polis gibi toplumun üst kesimine mensup kişiler bile bu kategoriye girebiliyor.

Kanada’daki British Columbia Üniversitesi’nde psikoloji profesörü Delroy  Paulhus bazı insanların neden başkalarına acı çektirmekten hoşlandığı sorusuna cevap arıyor. Paulhus, bu insanlar hakkında hemen yargıya varmanın kolay olduğunu söylüyor. “Tanıştığımız insanlar hakkında melek ve şeytan kalıbını kullanma eğilimi taşıyor, dünyamızı iyi ve kötü insanlar olarak basitleştirmek istiyoruz” diyor.

Paulhus’un konuya ilgisi narsistlerle başladı. Bunlar kendilerine biçtikleri değer duygusunu korumak için saldırıya geçebilen aşırı bencil ve kibirli insanlardı. Daha sonra, bu eğilimlerin manipülatif makyavelcilik (amacına ulaşmak için her yolu meşru sayma) ve başkalarının duygularına karşı duyarsız psikopat özelliklerle bağlantısı incelendi. Fakat bunların birbirinden bağımsız özellikler olduğu, ama bazen tesadüfen bir arada görülerek “Karanlık Üçlü” oluşturdukları sonucuna varıldı.

Paulhus’un deneylerine katılan insanlar şaşırtıcı derecede açık sözlüydü. “Zayıf insanları hedef almaktan hoşlanırım” ya da “Bana sırlarınızı söylemeseniz sizin için daha iyi olur” gibi ifadeleri kabul etmek utanç verici gelebilir. Fakat bu insanlar en azından laboratuvar ortamında açık davranıp bunları kabul ediyor ve bu davranışlar gerçek yaşamdaki zorbalıkla örtüşüyordu. Bunlar sınavlarda sahtecilik yapmaya ve eşlerini aldatmaya da daha meyilliydi.

Paulhus kriminal ya da psikiyatrik vakalardan ziyade gündelik yaşamdaki kötücül davranışlarla ilgiliydi. İnsanlar bu tür davranışları toplum içinde kontrol altında tutabiliyor ve hemen kendisini göstermiyor olsa da bir şekilde dikkat çekiyordu. Örneğin narsistler, kendi egolarını tatmin edecek eğilimlerde bulunuyordu. Paulhus kendisinin uydurduğu bir konuda onların bilgisini ölçmek istediğinde her konuda bilgileri varmış gibi davranıyor, itiraz gördüklerinde ise hemen hemen öfkeleniyorlardı. “Bu insanların kendilerini dev aynasında görmelerini sağlayan özelliklere uyuyor bu davranış biçimi” diyor Paulhus. Paulhus’ın bu karanlık beyinlere küçük bir pencere açmasıyla bu konuda birçok farklı araştırma gündeme geldi.

Narsistlik ve psikopatlığın genetikle ilgili olabileceği, fakat Makyavelcilikte çevresel etkenlerin önemli olduğu sonucuna varıldı. Fakat genetik olarak devralınan miras insandaki bireysel sorumluluk duygusunun ortadan kalktığı anlamına gelmiyordu. Liverpool Üniversitesi’nden Minna Lyons “Kimse psikopatlık geniyle doğmaz ve bu konuda yapacak bir şey yok denemez” diyor.

Lyons, gece geç yatıp sabah erken kalkamayan “gece kuşlarında” bu türden “Karanlık Üçlü” özelliklerine daha sık rastlandığını belirtiyor. Bunlar risk almaktan (psikopat özellik), manipüle etmekten (Makyavelci özellik) ve başkalarını sömürmekten (narsist özellik) hoşlanır.

Paulhus, araştırmalarında diğer üç gruba konamayacak, başkalarına acı vermekten zevk alan “sıradan sadizme” de rastladığı için kötücül özellikleri artık “karanlık dörtlü” olarak adlandırıyor.

Bu durumu bir de farklı yönden görelim;

▪ “Baskı hikmetli kişiyi de delirtebilir”

İnsanların bazen koşulların zorlamasıyla, normalde yapmayacakları şeyleri yaptığını kabul eder. Hatta bazıları zorluk ve haksızlıkları kendi yöntemleriyle çözmek için suç bile işleyebilir. 

▪ “Her türlü kötülüğün bir kökü de para sevgisidir”

“Herkesin bir fiyatı vardır” sözünü duymuşuzdur. Bu söz, yeterince para teklif edildiğinde iyi insanların bile görgü ve ahlak kurallarını çiğnemeye hazır olduğu anlamına gelir. Normal koşullarda cana yakın ve nazik görünen bazı kişiler, işin içine para girince bir anda başka bir insana dönüşebilir, düşmanca davranan itici biri haline gelebilir. Şantaj, gasp, dolandırıcılık, adam kaçırma, hatta cinayet gibi açgözlülükten kaynaklanan suçlar buna örnektir.

▪ “Kötü işin cezası hemen verilmiyor, bu yüzden de insanların yüreği kötülük yapmaya daha da kararlı oluyor”

İnsan, yetkililer görmediği sürece her şeyi yapabileceğini düşünmeye eğilimlidir. Otoyollarda hız sınırını aşanlar, sınavlarda kopya çekenler, devleti dolandıranlar ve daha da kötü şeyler yapanlar buna örnektir. Normal şartlar altında kanunlara uyan insanlar, yakalanma korkusu duymadıklarında veya kanunlar tam olarak uygulanmadığında, aslında yapmayacakları şeyleri yapma cesareti buluyorlar.

▪ “Herkes kendi arzusu tarafından sürüklenip aldatılarak sınanır”

Arzu gebe kaldığında günah doğurur. Bütün insanlar kötü şeyler düşünmeye eğilimlidir. Yanlış davranışlarda bulunmamız için her gün önümüze sayısız teklif ve ayartma çıkıyor. Yine de sonuç kişinin yaptığı seçime bağlıdır. Kişi kötü bir düşünceyi zihninden hemen atabilir ya da üzerinde düşünmeye devam edip o fikrin zihninde yer etmesine izin verebilir.

▪ “Hikmetlilerle aynı yolda giden hikmetli olur; akılsızlarla ilişkide olan ise zarar görür”

Arkadaşlarımızın üzerimizde olumlu ya da olumsuz yönde büyük bir etkisi olduğunu inkâr edemeyiz. İnsanlar sık sık arkadaş kurbanı olduklarından veya yaşıtlarının baskısı yüzünden, aslında hiç niyetli olmadıkları şeyler yapıyor ve bunun korkunç sonuçları oluyor. Genç ya da yaşlı olalım arkadaşlarımızı ve beraber vakit geçirdiğimiz kişileri akıllıca seçmemiz gerektiğinin farkında olmalıyız.

Şu özellikteki insanları hayatımızda uzak tutmak, belki de ilk başta kendi hayrımıza yapacağımız şeydir.

1. Çıkarları için başkalarını kullanmaktan çekinmezler

Genellikle akılcı görünen sebeplerle, insanları istediklerini gerçekleştirmek için ikna edebilirler. Bu süreçte karşısındakine verecekleri zararlar umurlarında olmaz.

2. Yargılayıcıdırlar

Peşin hükümlü de denilebilir. Hayatlarının merkezlerinde sadece kendileri oldukları için empatiden yoksundurlar. Başkalarının hatalarının sebeplerini merak etmezler, çünkü ne de olsa onlar hep haklıdır.

3. Duygularıyla yüzleşmezler

Zehirli insanlar ise her türlü olumsuz duygusunu etrafındakilere yansıtır, bu duygularla başa çıkmak yerine kendi duygularının sorumluluklarını başka insanlara ya da olaylara yükler.

4. Özür dilemezler

Neden dilesinler ki? Hayatlarındaki ve çevrelerindeki hiçbir olumsuzluğun sebebi onlar değildir. Çünkü sorumluluk alma gibi bir dertleri yoktur.

5. Tutarsızdırlar

Bazen fikirleri ve duyguları dakikalar içinde değişebilir. Bir sohbetiniz sırasında 15-20 dakika önce söylediği şey hakkında “ben öyle bir şey demedim” diyebilirler ve sizin onu yanlış anladığınız konusunda ısrarcı olabilir, hatta belki sizi ikna bile edebilirler.

6. Birilerinin onlara kendini kanıtlaması gerekir

Çünkü dünya bu zehirli insanların çevresinde dönüyordur. Örneğin başka bir arkadaşınızla plan yaptığınızda arkadaşınız yerine onu tercih etmeniz, arkadaşınızla programınızı iptal etmeniz için ellerinden geleni yaparlar.

7. Sizi sürekli savunma pozisyonunda bırakırlar

Bu insanların başkalarını çok iyi kullandığını her zaman hatırlamalısınız. Bunun için kullandıkları taktikler genellikle belirsizlik ve keyfiliktir. Ayrıca herhangi bir tartışmada odağınızı dağıtarak konuyu istedikleri yöne çekmekte ustadırlar.

8. İyi gün dostudurlar

Kendi problemleri her zaman ilk sıradadır. Bu insanlar zengin olsalar bile maddi bir güçlükle karşılaşan ‘en yakın’ dostlarına herhangi bir destek vermekten kaçınırlar… tabii ki bu destek kendi çıkarlarına uygun değilse.

Zehirli insanlar problemlerinin çözümlerini başkalarından beklerler.. Diyalog bu insanlar için genellikle (kendi çıkarlarına uygun değilse) bir seçenek değildir. Bu nedenle sorunları, şikâyetleri ve suçlamaları hiçbir zaman son bulmaz.