• Per. Eki 21st, 2021

Ödemiş’in İlk ve Tek Kültürel Çıkış Noktası!

Birgili Doktor Mustafa Beyin Günlüğünden

Byadmin

Haz 6, 2021

1847 yılında İzmir’in Ödemiş ilçesine bağlı Birgi’de dünyaya gelmiştir. 1877 yılında İzmir Memleket Hastanesi’nde Operatör Doktor olarak göreve başlamış, bir süre sonra aynı hastaneye Başhekim olmuştur. Doktor Mustafa Enver Bey, İzmir Memleket Hastanesi’ne büyük emek vermiştir. Doktor Mustafa Enver Beyin hayatta iken düzenli olarak günlük tutuğu çevresi tarafından bilinmektedir. Günlüğünde yer alan ilginç birkaç notu sizlerle paylaşmak istiyorum. DoktorMustafa Bey’in doğduğu köyde, yokluk ve sefalet içinde yaşayan dul bir kadın varmış. Bu kadın hastalanan 13 yaşındaki oğlunu borç harç bulup İzmir’e doktor beyin muayenehanesine gönderir. Gönderirken de, oğlumDr. Mustabey bizim köylümüzdür ona selamımı söyle, seni şöyle tepedentırnağa bir güzel muayene etsin demiş. 13 yaşındaki hasta ve cılız çocuk sorup soruşturur ve Doktor Mustabey’in   muayenehanesini bulur. Annesinin söylediklerini doktora olduğu gibi anlatır. Çocuğu dinleyen doktor onu bir güzel muayene ettikten sonra, evladım sana yazılacak ilaç yoktur. Git annene söyle, senin ilacın kabak suyudurdemiş. Çocuk aynı gün geldiği minibüs ile köyüne geri döner. Annesine, doktorunbir güzel muayene ettiğini, ayrıca doktorun selam söylediğini hastalığının tek ilacının ‘kabak suyu’ olduğunu söyler. Bunun üzerine Annesi, oğlum doktor amcana hangi kabağın suyununiyi geldiğini niye sormadın? Ben şimdi sana hangi kabağı yedireyim güzel oğlum, neyse bakarız bir çaresinediye söylenir durur. Zavallı kadın, Birgi’de kim kabak yetişiyor ise hepsini toplar. Kabakların bazılarını yemekyapar oğluna yedirir, bazılarınınise kaynatarak suyunu içirir. Aylar sonraçocukda iyileşir eski hastalığından eser kalmaz. Anne bahçesinden topladığı meyve ve sebzeleri sepete doldurur ve doktor amcana selam söyle, seni bir güzel muayene ediversin diyerek oğlunu kontrol için tekrarİzmir’e gönderir. Çocuk elinde sebze ve meyve sepetiyledoktorun muayenesine varır. Doktor çocuğu görünce önce tanıyamaz. Ona hoş geldin evladım, geç şöyle otur. Fakat ben seni çıkartamadım der. Çocuk elindeki sepeti doktora uzatır ve doktor amca annemin size selamı var, beni tanımadınız galiba. Ben Birgi’den gelmiştim, siz beni muayene etmiştiniz der. Doktor hem şaşkın hem de merak içinde evet oğlum seni hatırladım. Çok hastaydın, bana muayene için gelmiştin. Sana ilaç yazmadan göndermiştim. Ama görüyorum ki, sen ilaç kullanmadan iyileşmişsin. Annen sana çok iyi bakmış, merak ediyorum bunun sırrı nedir demiş.  Çocuk,‘doktor amca siz bana, senin hastalığının ilacı yok senin tek ilacınkabak suyudur’ demiştin. Sen öyle deyince, annem köyde ne kadar kabak varsa topladı. Bulduğu kabağın suyunu kaynatıp bana içirdidiyerek cevap verir. Doktor çocuğu tekrar muayene eder ve 8 ay evvel tedavisinin mümkün olmadığını düşündüğü çocuğun tekrar karşısına hastalıktan arınmış sağlıklı bir şekilde gelmesine çok şaşırır. Bu hadiseden sonra günlüğüne şöyle bir not düşer. “Bizim yörede cenaze yıkanırken su kabağından yapılan tas ile mevtanın suyu dökülür. İyileşmesi mümkün olmayan haşatalar için de bu söz söylenir. Ben çocuğun iyileşmesinin mümkün olmadığını düşünerek böyle demiştim. Çocuğun annesi ise şifa olur diye, oğluna bulduğu kabağı yedirmiş ve suyunu içirmiş.  Çocukta şifa bulup iyileşmiş. Rabbim senin hikmetinden sual olunmaz. Demek ki, öldürmeyen Allah öldürmüyormuş.” 

Dr. Mustabey’in günlüğüne yazdığı diğer bir olayı ise aynen aktarıyorum:

“Bir hafta sonu bahçemde oturuyorum, tanıdığım birinin gönderdiği bir hasta geldi. Oldukça varlıklı bir aile idi. Eşi ve yanında 9 yaşında bir kız çocuğu vardı, buyur ettim oturdular. Adam geliş nedenlerini kısaca anlattı. Hatta birkaç Avrupa ülkesine bile tedavi amacıyla gittiklerini ama bir türlü kızının hastalığına teşhis konulamadığından yakındı. Kızının bir anda bayılıp yere düştüğünü son çare olarak kendilerine geldiklerini söyledi. Biz bunları konuşurken kız yanımızdan hızla koşup bizim bahçedeki gülden bir gül koparıp burnuna yaklaştırdı. Gülün kokusunu içine çektiğini fark ettiğim anda kızın hastalığına teşhisi koydum.  Bu düşüncemde haklı çıktım, kızın beyninde böcek olduğuna kanaat getirdim ve beyin ameliyatı gerektiğini söyledim. Aile kabul etti ameliyatı, ama sorun beyine zarar vermeden böceği bulunduğu yerden nasıl alacaktım. İki şık vardı. Ya beyni açtığımda dut yaprağına böceğin gelmesini bekleyecektim veya dilimle beynin üzerinden alınması uygun düşüyordu. Böceğin dut yaprağına gelmesini beklemek zaman kaybıydı. Tercihim ise dilimle beyne zarar vermeden böceği alıp kapatmaktı. Dilimle beyne zarar vermeden böceği çıkarıp aldım. Bu operasyonu başarıyla yapıp kız çocuğunun sağlığına kavuşmasını sağladım”diyor hatıratında Dr. Mustafa Enver Bey. 85 senelik uzun ömrüne birçok başarı hikâyesi sığdıran Doktor Mustafa Enver, İzmirliler tarafından çok sevilen ve saygı duyulan bir hekimdir. Alsancak semtinde Doktor Mustafa Bey Caddesini bilmeyen yoktur. Halk arasında bu cadde,“Mustabey Caddesi” olarak bilinmektedir. Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın, mekânı cennet makamı âli olsun.